Rasulallah

İşte yine güneş doğmaya başladı.Her yıl olduğu gibi..Nisan ayında..

 Ya Rasulallah!
 Hani bir Fuzulin vardı.Sana naatlar kasidelier yazıyordu.hani,hani diyorduya bir beyitinde;

 Ya Rasulallah ya Hayrel beşer müştakınım

 Eyle kim leb-teşneler yanıp diler hemvare su

 İşte bende  onlar gibi susadım.Lebler kuru gözler yaşlı.Çöl sıcağında kalmış gibi susadım.Sana susadım.Sana olan hasretim yakıyor çöl güneşini.Benim susamam dinmiyor.Dinmeyecek.Ta ki vuslata erene kadar.Gül yüzünü görene kadar Ya Rasulallah..

 Gel!Gel de kurtar bizi sensizliğin ateşinden.Hasretin yakıcı güneşinden..

 Hani bir çiçek varya ismi gül..Kokusunu Senden rengini bülbülün kanından alan gül.Artık o bile Sensizliğe dayanamıyor.Eskisi gibi buram buram Sen kokmuyor.Eve girdiğinde bütün evi saran kokusunu,şimdi elimizde tutsakta alamıyoruz.Belki o koku bizim günahkar ellerimizin arasından değil de,Senin,Kainatın nurunun ellerinde yayılmak istiyor.Gel de bizleri o kokudan Nur cemalinden mahrum bırakma..Bu yolculukta bizi yanlız koyma.

  Burada Mecnun’a dönmüş Kayslar var.Seni bekliyorlar.Gel de sevindir bu garipleri.Kurtar bizi penceresiz bu dünyanın boğuk havasından.Engellerden sen geçir.Tut elimizden,bırakma bizi.Cennete kadar tut Ya Rasulallah.Cennete kadar tut.Bırakma…

                                                                                                      Musabcan